Ana Sayfa Dini Filmler  Dini Hikayeler   Dini BiLgiLer  Dini Sohbet Odalari KLip İzLe Arama

..www.Dinisohbetodalari.Com... Türkiye'nin 1 numaraLı şehir özelliklerine göre islami sohbet etmenize imkan saglayan Dini Sohbet sitesine hoşgeLdiniZ...sitemiz islami sohbet , islami chat , dini sohbet , islam , dini chat , islamisohbet , chat , sohbet , islam chat , islam sohbet , islami çet , islami sohbetler , islami cet , islami sohpet , islami sohbet kanali , islami sohbet siteleri , islami chat odalari , islami , dini sohbetler , dinisohbet , islam odasi , islami site , islami siteler , dini sohbet odalari , islami sohbet odalari" gibi bir cok aramaya onculuk etmektedir....

islami Chat

   Ana Sayfa
   Dini Sohbet
  Peygamberler - Evliyalar
  Abdest - Gusul
  Aşka DaiR
  Cennet - Cehennem
  ÇocukLar için
  Cübbeli Ahmet Hoca
  Dantel Örgü - El İşleri
  Dini BiLgiLer
  Dini Filmler
  Dini Hazir Mesajlar
  Dini Hikayeler
  Dini Mirc Dökümanları
  Dini ResimLer
  Dini Ruya tabirleri
  Dini Siirler
  Dini Sohbet Odalari
  Dini Sohbetler
  Dualar
  E-kartlar
  Evlilik
  Ezan DinLe
  Facebook Duvar Yazıları
  Fikralar
  Galeri
  Güncel KonuLar
  Güzel Sözler
  HaYaTa DaiR
  iLahi Dinle
  ilahi sözleri
  islam da Kadin
  Kadın Giyim Takı Moda
  Kadınca
  Kuran-ı Kerim
  Mahrem Konular
  Mobilya
  Msn Bölümü
  Muziksiz iLahiler Dinle
  Namaz
  Nihat Hatipoğlu
  Ramazan ve Oruc
  ResimLi SiirLer
  sesLi şiirLer
  Yemek tarifleri
  ölum ve Kabir Hayati
  iletişim
 
sitemap

GogLe sitemap         

 Ikra Bismi Rabbikellezî halak

 

Okunma

416
Facebookta Paylaş

Suskunlar !.. en mükemmel konuşmalar “suskunlar”ın gönlünden doğar. Çok mükemmel konuşuyordu. Kelimeler gökte süzülen kuğular gibi çıkardı O’nun dudaklarından. Ve kelimeler öbek öbek kelebekler gibi cümleler halinde kanat çırparak kulaktan kulağa dolaşırdı…Şâir değildi. Vezin ve kâfiye için zorlamazdı kendisini. Sözcük bulmak için duraklamaz ve düşünmezdi, sadece tek tek kelimelerin hakkını verir ve cümleler arasında nefes alırdı.. Şarkı söylemezdi, ağıt yakmazdı. Sesi kulakları okşar, ses titreşimleri çakıl taşlarını canlandırır akan suları durdururdu.

Konuşurken bağırmazdı.
İnsanların kulak zarlarını zorlamazdı.
O’na uzak olan da yakın olan da aynı seviyede işitirdi.

Dilinden hiçbir hatalı kelime çıkmazdı.
İnsanların, hayvanların, bitkilerin ve cansızların görünüşleriyle eğlenmezdi.
Edebe, hayâya, ortama aykırı laflar sarfetmezdi.
Diliyle kimseyi dövmez, sözcükleri iğne gibi sivriltip yüreklere batırmazdı.
Sevenlerinin ve sevmeyenlerinin hoşuna gitmeyecek tek bir harf ve kelime kullanmamıştı.
Tüm insanlar ve sınırsız âlemler O’nun dilinden de “emîn” idi.

Konuştuğu zaman O’nun dilinden yayılan mânâ helezonlarını; aklı yeni eren çocuklar, olgun kişiler ve pîr-i fânîler seyrederlerdi.
Anlamak için insanların kendisini zorlamaya gerek yoktu.
Açık konuşurdu.
Uzatmazdı.
En kestirmeden hedef anlama ulaşıverirdi.

O’nun özündeki “mükemmellik” konuşmasına da yansımıştı.
Harfsiz, kelimesiz, cümlesiz, sayfasız, başlangıçsız ve sonsuz olan “mânâ”yı öyle bir “okumuştu” ki; taklit edilemez bir “kitap” olarak dizgilemişti…
Ve O’nun dudaklarından dökülen “vahiy bilgisi” taklit olunamayan tek “kitap” olarak kaldı.

Düşünen insan merak etmişti.
O’nun sözleri niçin taklit edilemiyordu?
“Allah kelâmı olduğu için!” cevâbı, milyonlar ve milyarları tatmin ederken, bâzıları itiraz ediyordu. Allah Kelâmı; sesli, kelimeli, harfli, cümleli değildi ki, O tekrar etmiş olsun… diyordu.

Bu işin bir sırrı olmalıydı?
Konuşma mükemmelliğini oluşturan bir şey olmalıydı?
O şey ne olabilirdi?

Mükemmel ve muhteşem beyini mi?
Sınırsızı algılayan bilinci mi?
Yüreğinin sâfîliği mi?
Ağzının temizliği mi?

Evet.
Hepsine ve daha fazlasına evet.

Fakat yine de insan mutmain olamıyor.
Bir sebep daha olmalı.
Son ve en son sebep olmalı.
Acaba ne olmalı?

İşte cevap!
“İçinde zerre kadar konuşma arzusu yoktu O’nun
O bir “suskun”du. Yâni “gereksiz” lâf etmezdi. Hatta içindeki “gerekli” bilgileri dahi konuşmak istemiyordu.
Evet, yanlış duymadınız. O’nun içinde zerre kadar konuşma isteği yoktu.
Mâdem ki isteksiz konuştu, bir de istekli konuşsaydı ne olurdu?
En isteksiz konuşmasıyla evrenlerin en mükemmel “kitabını” dizgilediyse…
Bir de bizler gibi “hep ben konuşayım” sevdâlısı olsaydı???
Daha kaç cilt “taklit olunamaz sözler” dizgilerdi?

Bir başka soru.
Konuşmak istemediği halde niçin konuştu?
Mâlum niçin konuştuğu…
Hz. Cebrâil “kanatlarıyla” O’nu öyle bir sıktı ki…
Öyle bir sıktı ki.
Yine de konuşmayacaktı.
“Okuduğunu” dillendirmeyecekti.
İçinde biriktirecek, biriktirecek…
İnsanlara “ilminin tamamını hîbe olarak vermeden” alıp götürecekti öteki âleme.
Gizli kalacaktı.
Açılmamış hazine sandığı gibi ebedî inci ve mercan sözlerini saklı tutacaktı.

Fakat insanların özleri Hz. Cebrâil olup O’nu o gizli mağarada yakaladı.
İnsanların ilim ve irfan ihtiyaçları “Cebrâilin kanatları” olup O’nu kucaklayıp öyle bir sıktı ki!..
Göğüs kemikleri çatırdadı.
Nefessiz kaldı.
Kalbindeki hakikat ve mârifet mânâları göğsündeki basınçtan kurtulmak için O’nun ses tellerine çarptı ve;

“Ikra’ Bismi Rabbikellezî halak…
Halekal insâne min alak…
Ikra’ ve Rabbukel Ekrem…
Ellezî alleme Bil kalem…
Allemel insâne ma lem ya’lem…”

Sözleri “âyet” kalıplarına dökülerek Hak’ın zâtından insanın gönlüne “inzâl” oldu.
Yeryüzünde hangi insan şu yukarıdaki âyetleri ve diğerlerini okursa…
Anlaya anlaya ya da anlamaya anlamaya okursa…
Sadece ağzının içindeki dille ve ya gözüyle sesleri tekrar ediyor olsa bile…

Gökte kanat çırpan melekleri yeryüzüne kandiller gibi sarkıtan
Çakıl taşlarını canlandıran
Akan suları durduran
Ömer bin Hattab’ın taş kalbini balmumuna döndüren
Ebû Cehil’i ve Ebû Leheb’i kulak hırsızlığına kışkırtan

Kur’an’da şifrelenmiş “Muhammedî düşünce frekansları” o insanın tüm zerrelerini “sonsuzluk moduna” yükseltecektir.
Bir de mânâlarını idrâk ederek okumak…
Ve O’nda kendini bulmak.
İşte gerçek şifâ…

* * *
Târih tekerrürden ibâretmiş derler ya.
Her nedense:
Hâlâ,
En güzel konuşmalar “içinde hiç konuşma arzusu olmayanlardan” duyuluyor.
En güzel düşünceler “düşünmek istemeyenlerden” doğuyor.
En güzel sonsuzluk ve cennet müjdeleri “sonsuza ve cennete küsmüş gönüllerden” ulaşıyor.
En güzel yaşam zevki “yaşama ve zevklere eyv etmeyenlerden” dağılıyor evrene.
Allah’ı ve Resûlullah’ı en güzel tanıtanlar “Allah’ı ve Resûlullah’ı idrâk edemeyeceğini anlayanlardan” çıkıyor.
Kur’an’ı en güzel “okuyanlar”… başkalarını dikkate almadan “sadece kendisi için okuyanlardan” çıkıyor.
“Çokluğu” en güzel şekilde “tekleyenler” varlığı “parça parça” kategorilere ayıranlardan çıkıyor.
İnsanların gönüllerinin en derinlerine girebilenler “kendi özlerinin en derinlerine sızabilenlerden” çıkıyor.

Ey “suskunlar!”
Siz belki “konuşmak” istemiyorsunuz ama “bizim” sizleri “dinlemeye” ihtiyacımız var.

Hâlâ “asr-ı saadette” olduğu gibi.
  Yorumlar

Yeni nick:
Kanal adı:
Sifre:
Sifre ve email:


 
Armine 2011 / 2012 sonbahar kış kataloğu


Ömer Birpınar - Gülme Gülme Ağla GönüL


Elle Ayakkabı 2011 İlkbahar Yaz


Nine West 2011 Dolgu Topuk Modelleri


Ey Benim Cennet GözLüm


2012 en güzel ren renk işlemeli süslü bindallı modelleri


kırmızı bindallı modelleri 2012


değişik kaftan modelleri 2012


kına gecesi için bindallı kaftan modelleri 2012


türbanlı gelinlik ve eşarp bağlama modelleri 2012


Dinisohbetodalari.com olarak islami sohbet - islami chat - dini sohbet - dini chat - islamisohbet - Dini chat odalari - islami cet - islami sohbet siteleri - dini cet - dini Sohbet Kanali - dini chat Kanali - dini chat odasi - dini sohbet odalari - dini site - dinisohbet - islami sohbet odalari gibi aramalar üzerine hizmet vermekteyiz

ilahi dinle  |  Dini sohbet  |  ilahi dinle ilahiler ilahi dinle ilahi dinle ilahi dinle ilahi dinle Dini Sohbet  |  islami sohbet  |  islami sohbet  |  islami chat Dini sohbet  |  islami sohbet odalari ilahi dinle

Copyright © 2011 Tüm Hakları Saklıdır Dinisohbetodalari.com

Desing By eFe