Bir şairimiz, “bayramsa bayramın mübarek olsun demiş.” Bu bayramı İslam alemi acılar içinde karşılıyor. Rabbimizin “sevinsinler, kucaklaşsınlar, ziyaretleşsinler ve şükretsinler” diye biz mü’min kullarına lutfettiği bir bayramı bu yıl hüzünle geçireceğiz. “Rabbimiz, acı çeken, zalimlerle mücadele eden Suriyeli, Filistinli, Libyalı mü’min kullarına zafer ihsan etsin, kıtlık ve yoklukla savaşan Somalili ve Etiyopyalı kullarına da sabırlar versin.” Diye dua ediyoruz.
Evet, Bayramlar Rabbimizin lutfudur, adlarını da Rabbimiz koymuştur. Bu bayram, dini literatürde, ayet ve hadislerde “Ramazan bayramı, oruç bayramı, fitre bayramı (ıydu’l fıtır)” gibi isimlerle zikredilir. Birileri, daha doğrusu kötü niyetliler, oruçla alakası olmayanlar, bu bayrama “şeker bayramı” dediler, bayramın kutsallığını, manevi havasını yok etmek istediler, oruçla alakasını kesip şeker bayramı diye şekere indirgediler, şeker ticaretlerine alet ettiler, hafife aldılar, dini içerikten yoksun bırakıp sıradan bir bayram gibi gördüler, medya aracılığıyla yeni nesle şeker bayramı diye öğrettiler. Kurban bayramımıza da aynı kötü niyetli kesim “et bayramı” dediler.
Ramazan bayramımız “şeker bayramı” olamaz, olsa olsa “şükür bayramı” olabilir. Belki misafirlerimize bu bayramda şeker ikram ederiz, şeker gibi tatlı olalım, tatlı konuşalım, barış içinde olalım demek isteriz. Kardeşlik ruhunun canlı tutulması bayramın bir amacıdır. Ama bayramın asıl gayesi, bir ay boyunca oruç tutabildiğimiz, Rabbimizin affına ve mağfiretine mazhar olduğumuz için şükretmektir. Biz bayramda Rabbimizin sayılamayacak kadar nimetlerine kavuştuğumuz, gündüzleri yemek- içmek gibi yasaklarından kurtulduğumuz için şükrediyoruz. Ramazan ayı boyunca gündüzleri birçok helal yiyecekleri yiyemedik, içemedik, Rabbimizin emrine saygı gösterdik. Bu yasaklar ebedi devam etseydi nasıl sabrederdik. Rabbimiz yasaklarını bir ayla sınırlandırdı, bizi eğitti, günahlardan ve kötü alışkanlıklardan arındırdı, kuşlar gibi hafif kıldı, bedenimizi dinlendirdi, sağlığımıza kavuşturdu, ruhumuzu yüceltti, içimize huzur verdi, merhametimizi artırdı, cömertliğimizi sınadı ve mutlu bir son vererek bayrama kavuşturdu. Niceleri mazeretli veya mazeretsiz oruç tutamadı, nicelerinin ömrü bitti bayrama kavuşamadı. Onun için oruç tutabilenler olarak bu bayramı şükür bayramı olarak kutlamalıyız.
Bir bardak çayını içtiğimiz insana teşekkür ederiz. Pekiyi, Rabbimizin bunca nimetlerini nasıl görmezlikten gelebiliriz? Birçok ayette, “Rabbinizin hangi nimetini yalanlarsız, hangi nimetini inkar edersiniz.”, “Rabbinizin nimetlerini saymaya kalksanız asla sayamazsınız” buyrulur.
Şükrün anlamı, nimetin sahibini tanımaktır, nimeti verene saygı v sevgi beslemektir, minnet ve şükran duymaktır. Bu da dille ve fiille olur.
Evet, her nefesimiz, her adım atışımız, her göz açışımız, her saniye yaşamımız, her günümüz ve her azamız şükrü gerektirir. Rabbimizin verdiği tek azamızın bile şükrünü eda etmekten aciziz. O halde O’na ne kadar teşekkür etsek azdır.
Şükür, dille ve fille olur dedik. Lisanen şükür, bedenen şükür, malen şükür ve kalben şükür vardır. Lisanen şükür, Rabbimizin esmasıyla, bize öğrettiği kelime ve dua cümleleriyle Onu anmak, hatırlamak ve çokça zikretmektir. Tasavvuf büyüklerinin yaptığı ve öğrettiği de budur. Kelime-yi Tevhid çekmek, 99 güzel ismini dilimizden düşürmemek, tespih çekmek lisanen şükürdür ve yeterli değildir. Bedenen şükür de gerekir. Namaz kılmak, camilere devam etmek, oruç tutmak bedenen şükürdür, bedenimizle yaptığımız ibadetlerdir, fiili şükürdür. Rabbimiz sağlık vermeseydi, namaz kılamazdık oruç tutamazdık. Oruç ta namaz da bir nevi sağlığımızın zekâtıdır, şükrüdür.
Bir de malen şükür vardır. Zekat, sadaka ve fitre vermek malımızın şükrüdür, malımızın sigortasıdır. Rabbimiz, “and olsun ki şükrederseniz artırırım” buyurur.
Son olarak kalben şükür vardır. Kalbimizden hiç Allah’ı çıkarmamak, gece gündüz kudretini tefekkür etmek, her yaptığımızı Onun rızası için yapmak, halk içinde hak ile olmak, kalben şükürdür. İşte kâmil mü’minlik bunu başarabilmektir.
Tüm İslam aleminin Ramazan bayramını tebrik eder, acıların, savaşların son bulmasına vesile olmasını Rabbimizden niyaz ederim.
alıntı