|
|
|
 |
Okunma |
|
179 |
Facebookta Paylaş
Romantizm ile ilgili bütün bildiklerini unut.
Şirin, itiraz etti:
-Romantizm olmayınca hayatın ne tadı olur?
-Haklısın romantizm güzel; ama romantizm hareketi yüzünden romantizm fazla sulandı, cıvıklaştı.
-Aradaki fark nedir anlayamadım?
-Romantizm hareketi 19. Yüzyıl başlarında akılcılığa karşılık hayali ön plana alan bir edebiyat akımı iken roman ve şiirlerin etkisiyle kısa zamanda kadınlar tarafından sahiplenilen bir duygu hareketine dönüştü. Çünkü romantizm hareketi, kadınları en hassas noktasından, kalbinden, aşk silahı ile vurdu. Feminizmden sonra aileye vurulan ikinci darbe romantizm hareketi ile olmuştur.
-Fazla romantizmin ne zararı olur ki?
-Medya romantizmin yayın organı olarak çalıştı. Özellikle televizyonun icadından sonra romantizm kadınların aşk ve evlilikle ilgili bütün ölçülerini değiştirdi. Söylediğim gibi kötü olan romantizm değil, romantizmin fazlası, günümüzdeki sulanıp cıvıklaşmış hali ve erkeğin üstüne zoraki yıktığı görevler. Televizyon sayesinde hayallerden fırlamış gerçek üstü erkekler, kadınların kafasını bozdu.
-Bu konuda haklısınız. Oradaki aşklara baktıkça insanın içi gidiyor. Tıpkı Ferhat’la yüzyıllar önce yaşadığımız gibi. Şimdi öyle aşklar sadece filmlerde var galiba.
-İşte televizyonun zararını sen de dile getirdin. Zaten televizyon aile muhabbetinin önünde başlı başına en büyük engel. Varlığı ile ailenin zamanını çalıyor. Muhabbetin en büyük düşmanı. Eşlerin birbirleri ile iletişimine engel oluyor.
En büyük kötülüğü de dizilerle filmlerle hatta reklamlarla insanlara bir yandan feminizm aşısı yaparken bir yandan da romantizm hapı yutturmaya çalışıyor. Oysa bu iki madde bir araya gelince sağlıklı bir bünyeyi bozar.
-Niye feminizmle romantizm anlaşamıyor?
-Feminizm kadınlara “Sen erkeklerle eşitsin, kadın gibi olma erkek gibi ol, özgür ol, çalış kariyer yap, sen de güçlüsün, erkeklerin yaptığı her şeyi yapabilirsin” diyor.
Romantizm ise “Hayatında hiç bitmeyen, azalmayan, büyük bir aşk olacak. Sevdiğin adam seni ölesiye sevecek, seni hiç aklından çıkarmayacak, hoş sohbet, yakışıklı, paralı ve sana sürprizler yapan düşünceli, kibar bir erkek olacak, diyor.
Feminizmle erkekleşmiş bir kadını, adam nasıl bu kadar sevebilsin, nasıl ona bu kadar kibar olabilsin.
Çizilen tablo ise şu: Erkek gibi bir kadın ve karşısında kadın gibi bir erkek.
-İşte buna kesinlikle katılmıyorum. Romantik erkek, kadın gibi erkek demek değildir. Romantik erkek, kadın ruhundan anlayan, kibar erkektir.
-Şirinciğim beni yanlış anladın. Tabi ki dozunda romantik bir erkek kadın gibi olmaz, hem de tam erkek gibi olur. Benim söylemek istediğim şu ki romantizm akımıyla gelen romantizm salgınında, erkekten beklenen şeyleri yapmak, daha çok kadın fıtratına uygundur.
-Aşırı ne bekleniyor ki?
-Eşini düşünüp sık sık aramak, sürprizler yapmak, özel günleri hatırlayıp hediye almak, mum ışığında baş başa yemek planlamak, gibi davranışlar hayatın içinde detay konulardır ve detaylar kadın tabiatına daha uygundur.
Fakat dizilerde bu işler erkeklere yüklendiği için, erkeklerin bu günleri hatırlamaması, erkeği; kaba, düşüncesiz erkek, konumunda bırakmış ve ailelerde özel günleri bir kabusa çevirmiş durumda.
-Bu konuda haklısınız. Geçen yıl Ferhat evlilik yıldönümümüzü hatırlamadığı için çok üzüldüm. Açıkça söyleyeyim ben şöyle düşünüyorum: “Kocam evlilik yıldönümümüzü hatırlamadığına göre artık beni sevmiyor, evliliğimize de önem vermiyor.”
-Romantizm üzerinden kafa yürütüyorsun. “Kocam evlilik yıldönümümüzü hatırlamıyorsa, kesin beni artık sevmiyordur.” Ne alaka adam işin gücün derdinden unuttu gitti. Sen hatırla, sen hatırlat, organizasyonu sen yap, o da sen de mutlu bir akşam geçirin.
-Fakat hatırlayan erkekler var.
-Hatırlayan erkekler vardır tabi. Fakat kaç erkek gönlüyle önem verdiği için hatırlıyor, kaç erkek karısının şerrinden korktuğu için hatırlıyor. O ayrı bir konu.
Dizilerdeki erkekler unutmazlar özel günleri. Her akşam ekran karşısında saatlerce bu dizilere bakan kadınlar, gerçekle hayali ayırt edemez duruma geliyorlar. Zaten insan beyni etkilenme anlamında gerçekle hayali pek ayırt etmiyor. Hayalden de gerçekten etkilendiği gibi etkileniyor.
Televizyon sayesinde kadınlar dizi kahramanı gibi bir erkekle yaşamak istiyorlar. Bunu bulamayınca kocalarını dizi kahramanlarına benzetmeye çalışıyorlar. Tabi sonuç büyük bir hüsran oluyor. Ailelerde kadınlar mutsuz, erkekler kırgın.
-Ama gerçek hayatta bulamadığımız ya da bulup da kaybettiğimiz aşkları orada izlemek biz kadınları mutlu ediyor bence.
-Tam aksi mutsuz ediyor. Orda seyretmek insana yetmiyor, herkes hayatında aşk eksik olmasın istiyor. Yaşlı kadınlar da buna dahil. Yaşı yetmişe yaklaşmış evli ve torunları olan kadın “Dünyaya bir daha gelirsem asla evlenmeyeceğim. Metres olarak yaşayacağım. Hayatımda büyük bir aşk yaşayamadım. Bir şansım daha olsa metres olarak yaşardım, aşk yaşardım.” diyor.
Her akşam dizi izlemenin doğal neticesi bu. Reklamlarda cızır cızır kızaran salam sucuk, nasıl ki imkanı olup alamayanların ağzının suyunu akıtıyorsa, yoğun aşk dizileri de özellikle kadınların kalplerini kanatıyor. Aşık olup aşkı bitenlerin yaralarını deşiyor, olamayanlara da hep bir eksiklik duygusu yaşatıyor.
-Evet böyle bakınca haklısınız.
-Sen miras meselesi yüzünden ağlayan adamın hikayesini biliyor musun?
-Hayır, bilmiyorum.
-Adamın birini, miras meselesi yüzünden çıkan tartışmada akrabaları biraz dövmüşler. Adam dava açmaya karar vermiş. Dilekçe yazdırmak için arzuhalcinin yanına gitmiş.
“Akrabalarım beni dövdü, dava açmak istiyorum” demiş.
Arzuhalci:
“Öğleden sonra gel, ben sana iyi bir dilekçe hazırlarım.” demiş.
Adam öğleden sonra gittiğinde arzuhalci birkaç sayfalık dilekçeyi göstermiş:
“Dilekçen tamam, ben okuyayım, sen bir dinle sonra altına imzanı atarsın” demiş.
Adam dilekçeyi dinlerken ağlamaya başlamış. Arzuhalci şaşırmış. “Sen niye ağlıyorsun” diye sormuş. Adam “Uyyy bana neler yapmışlar da haberim olmamış” demiş.
Televizyon sayesinde kadınlar da biz neler kaçırmışız, neler yaşayamamışız diye kendi hallerine ağlayıp duruyorlar.
Not: Yukarıdaki yazı "Muhabbet Olsun" kitabımdan bir bölüm. Kitapta, ünlü aşk kahramanlarından "Ferhat ile Şirin" günümüzde yaşıyorlar. Büyük aşkı bitirmişler "Muhabbet edemiyoruz." diye dertliler. Kırk adım atıyoruz muhabbet için. Yirmi beş adım Şirin ile on beş adım Ferhat İle. Yukarıda okuduğunuz bölüm Şirin ile sohbetimizin bir bölümü.
iktibas |