|
|
|
|
|
|
|
|
|
Riyazü's Salihin - Sihir ve Büyü Yapmanın Kesinlikle Haram Olduğu |
|
|
|
 |
Okunma |
|
57 |
Facebookta Paylaş
HADİS icinde Riyazü's Salihin - Sihir ve Büyü Yapmanın Kesinlikle Haram Olduğu konusu , Riyazü's Salihin - Sihir ve Büyü Yapmanın Kesinlikle Haram Olduğu Âyet وَاتَّبَعُواْ
مَا تَتْلُواْ الشَّيَاطِينُ عَلَى مُلْكِ سُلَيْمَانَ وَمَا كَفَرَ
سُلَيْمَانُ وَلَـكِنَّ الشَّيْاطِينَ كَفَرُواْ يُعَلِّمُونَ النَّاسَ
السِّحْرَ وَمَا أُنزِلَ عَلَى الْمَلَكَيْنِ بِبَابِلَ هَارُوتَ
وَمَارُوتَ وَمَا يُعَلِّمَانِ مِنْ أَحَدٍ حَتَّى يَقُولاَ إِنَّمَا
نَحْنُ فِتْنَةٌ فَلاَ تَكْفُرْ فَيَتَعَلَّمُونَ مِنْهُمَا مَا
يُفَرِّقُونَ بِهِ بَيْنَ الْمَرْءِ وَزَوْجِهِ وَمَا هُم بِضَآرِّينَ
بِهِ مِنْ أَحَدٍ إِلاَّ بِإِذْنِ اللّهِ وَيَتَعَلَّمُونَ مَا
يَضُرُّهُمْ وَلاَ يَنفَعُهُمْ وَلَقَدْ عَلِمُواْ لَمَنِ اشْتَرَاهُ مَا
لَهُ فِي الآخِرَةِ مِنْ خَلاَقٍ وَلَبِئْسَ مَا شَرَوْاْ بِهِ
أَنفُسَهُمْ لَوْ كَانُواْ يَعْلَمُونَ [102] "Süleyman büyü yapıp kâfir olmadı. Fakat şeytanlar kâfir oldular. Çünkü insanlara sihri öğretiyorlardı." Âyet-i kerîmenin tamamının anlamı şöyledir: "Süleyman'ın
hükümranlığı hakkında onlar, şeytanların uydurup söylediklerine tâbi
oldular. Halbuki Süleyman büyü yapıp kâfir olmadı. Fakat şeytanlar
kâfir oldular. Çünkü insanlara sihri ve Babil'de Hârut ile Mârut isimli
iki meleğe indirileni öğretiyorlardı. Halbuki o iki melek, herkese:
Biz ancak imtihan için gönderildik, sakın yanlış inanıp da kâfir
olmayasınız, demeden hiç kimseye sihir ilmini öğretmezlerdi. Onlar, o
iki melekten, karı ile koca arasını açacak şeyleri öğreniyorlardı. Oysa
büyücüler, 'ın
izni olmadan hiç kimseye zarar veremezler. Onlar, kendilerine fayda
vereni değil de zarar vereni öğrenirler. Sihri satın alanların âhiretten
nasibi olmadığını çok iyi bilmektedirler. Karşılığında kendilerini
sattıkları şey ne kötüdür. Keşke bunu anlasalardı." Bu
âyet ve konunun önemi münasebetiyle sihir hakkında özet bilgi sunmayı
uygun görmekteyiz. Çünkü bu konu tarih boyu insanların ilgi alanı
olmaya devam ettiği gibi, günümüz toplumlarında da canlılığını
korumaktadır. Sihir, lugat anlamı itibariyle sebebi gizli ve üstü
kapalı olan şey demektir. Din örfünde, sebebi gizli olan ve gerçeğin
aksine tahayyül olunan gözbağcılık, şarlatanlık, hilekârlık gibi şeyler
sihirdir. Bu açıdan herhangi bir niteleme olmaksızın sadece sihir
denilince, hem sihir hem de onu yapan kimse hakkında bir kötüleme ve
kınama ifade eder. Nitelendirilmek suretiyle övülen bir hususta da
sihir kelimesi kullanılabilir. Nitekim Peygamber Efendimiz'in huzuruna
gelen iki kişiden biri güzel konuşmasıyla oradakileri etkilediği için,
Efendimiz "Beliğ olan sözlerden bir kısmı vardır ki, muhakkak sihir gibi etkilidir" buyurmuştur (Buhârî, Tıb 51; Müslim, Cum'a 47; Ebû Dâvûd, Edeb 56; Tirmizî, Birr 79) . Sihir
ve sihirbazlığın tarihi, insanlık tarihinin en eski medeniyetlerinden
birini kurmuş olan Keldânîler zamanına kadar uzanır. Bâbil ülkesinde
yerleşmiş olan Keldânîler, yıldızlar ve gezegenlerle ilgili gök
bilimlerinde son derece ileri idiler. Bu durum onları yıldızlara ibadet
etmeye bile götürmüştü. Bunlar, Kur'an'ın ifadesiyle Sâbie adıyla
anılmışlardır. Bir kısım âyetlerde Sâbiîlerden ve onların
özelliklerinden bahsedilir [Bk. Bakara sûresi (2), 62; Mâide sûresi
(5), 69; Hac sûresi (22), 17]. Onlar, bütün olayların cereyanını
yıldızlara bağlamışlar; hayrın ve şerrin, fayda ve zararın, mutluluk ve
kederin kaynağının yıldızlar olduğuna inanmışlardır. Bu sebeple
yıldızlardan her biri namına putlar yapmış ve heykeller dikmişlerdir.
Bu bir ihtisas sapkınlığı idi. Onların arasında sihir ve sihirbazlık da
çok yaygın idi. Bu konudaki tafsilat Kur'ân-ı Kerîm tefsirlerinde
ilgili âyetler açıklanırken genişçe yer alır.Onları bu yanlış
itikatlarından ve düştükleri sapıklıktan kurtarmak üzere Cenâb-ı Hak
kendilerine İbrâhim aleyhisselâm'ı peygamber olarak göndermişti.
Buna rağmen onlar inkârlarına devam ettiler ve bu büyük peygamberi
ateşe attılar. Fakat Cenâb-ı Hak peygamberine o ateşi bir gül bahçesi
kılıp onu kurtardı ve Şam tarafına hicret etmesini kendisine emretti. Sihir ve sihirbazlar tarihinin ikinci bir safhası da Mısır'da Mûsâ aleyhisselâm'la
Firavun'un sihirbazları arasında cereyan eden olaylardır. Kur'ân-ı
Kerîm'in A‘râf (bk. özellikle 109-124. âyetler) ve Tâhâ (bk. özellikle
60-73. âyetler) sûrelerinde bu olaylara temas edilir, gerçekler ibretli
ve hikmetli bir tarzda sanki bu gün oluyormuşçasına gözler önüne
serilir. Bu âyetlerden açıkça anlaşılacağı gibi Mısır sihirbazları
halka karşı son derece esrarengiz bir tarzda gözbağcılık eder, hayali
şeyleri hakikat şeklinde gösterirlerdi. Cenâb-ı Hak, onların bu
aldatmacalarını ve şarlatanlıklarını ortaya çıkarmak ve insanları
sapmalardan koruyup doğru yola davet etmek üzere Mûsâ aleyhisselâm'ı
peygamber olarak gönderdi. Ona mûcize olarak da asâyı vermişti. Onun
asâsı sihirbaz ve büyücülerin bütün hesaplarını bozmakta idi. Neticede
en önde gelen büyücü ve sihirbazlar, Firavun'un tehdidine ve öldürülme
pahasına Mûsâ aleyhisselâm'ın dinini kabullenerek 'a iman edip secdeye kapandılar. Buna da bir ihtisas hidâyeti denilebilir. Sihirbazlığın çok yaygın olduğu dönemlerden biri de Süleyman aleyhisselâm
zamanı idi. Onun zamanındaki sihirbazlar arasında şeytanı aratmayacak
kadar hilekâr ve oyunbaz birtakım sanatkârlar vardı. Bunların içinde
her türlü inşaat kalfaları, duvar ustaları, mimarlar, deniz dalgıçları,
birtakım sosyal sınıflara mensup kimseler bulunmaktaydı. Sâd
sûresi'nin 37. âyeti buna işaret eder. Bu sihirbazlar bir ara o kadar
ileri gittiler ki, Süleyman aleyhisselâm'ın saltanatını elinden almaya muvaffak oldular. Daha sonra 'ın yardımı ile Süleyman aleyhisselâm
onlara galebe etti. İşte buradaki açıklamaları yapmamıza vesile olan
ve yukarıda meâlini verdiğimiz Bakara sûresi'nin 102. âyeti bu gerçeği
ifade eder. Yahudiler arasında sihir ve büyücülük çok yaygın idi. Onlar
Süleyman aleyhisselâm'ın büyük bir büyücü olduğuna
inanıyorlardı. Hükümdarlığı büyü ile elde ettiğini, hayvanlara ve
cinlere büyü ile hükmettiğini iddia ediyorlardı. Yahudiler Süleyman aleyhisselâm'ı bir peygamber değil, sadece bir hükümdar olarak kabul etmekte idiler. Vahiy
kaynağından uzak olan şeytanlar, cereyan eden ve edecek olan olaylar
hakkında kulak hırsızlığı ile birtakım bilgiler edinirler ve bunlara
birçok yalan karıştırarak yayarlar, buna da kâhinleri vasıta
kılarlardı. Bazı haberleri doğru çıktıkça kâhinler bunlara güvenir,
bunun yanında binlerce yalan haberi de yayarlardı. Daha sonra onlar bu
bilgileri derleyip topladılar, cin çağırma, gönüllere sihirle hükmetme
ve çeşit çeşit sihir ve büyü kitapları yazdılar. Bu suretle cinler
gaybı bilirler diye bir bâtıl inanç insanlar arasında yaygınlaştı. Sonra
Süleyman aleyhisselâm onların hepsini hükmü altına alıp hizmetinde kullandı. O zaman bütün bu kitaplar toplanıp Süleyman aleyhisselâm’ın tahtının altında bir mahzene gömüldü. Onun ölümünden sonra şeytanlardan insan suretinde biri, Süleyman aleyhisselâm'ın
bir peygamber değil, sihirbaz olduğunu, şeytanları, cinleri, rüzgârı
hep sihirle emri altına aldığını söyleyerek, "İnanmazsanız sarayını
arayınız; sakladığı kitaplarını bulursunuz" dedi; bunların gömülü
olduğu yeri de haber verdi. Gerçekten onun dediği yerden bir çok
kitaplar çıkardılar ve "Süleyman sihirbazmış, saltanatını da sihirle
yürütmüş" diye yaydılar. Oysa Süleyman aleyhisselâm sihirbaz ve
kâfir değildi. Bilakis ona küfreden ve sihirbazdır diyen şeytanlar
kâfirdiler. İşte âyet bu gerçeği ortaya koymaktadır. Çünkü bu şeytanlar
insanlara sihiri, Bâbil'de Hârut ve Mârut adında iki meleğe indirilen
şeyleri öğretiyorlardı. Halbuki o iki melek "Biz ancak bir imtihan için
ve uyarı için gönderildik. Sakın sihir yapmayı câiz görüp de kâfir
olma!" demedikçe hiç kimseye öğretmiyorlardı. Meleklerin insanlara
öğrettikleri ya vahiy veya ilham demektir. Bu iki meleğin öğrettiğinin
vahiy değil ilham olduğu hususunda müfessirler görüş beyan etmişlerdir.
Fakat onları öğrenen insanlar bunu iyi yönde değil kötü yönde
kullanmışlar, dolayısıyla küfre girmişlerdir. Her ilim için aynı şey
söylenebilir. Çünkü bir bilgiyi hayra da şerre de kullanmak mümkündür.
Bu, ilmin kıymetinden ve haysiyetinden bir şey noksanlaştırmaz. Çünkü
bu durum, ilmin kötülüğü değil, o ilimle işlenen işin, amelin
kötülüğünden ibarettir. O
halde netice itibariyle ifade edersek, melekler sihir öğretmez; fakat
meleklerin hayır için öğrettiği gerçekler, küfür ehlinin ve şeytanların
elinde şer alanında kullanılmak için sihir haline dönüşebilir. Nitekim
bunu ilk yapanlar Bâbilliler olmuştur. Sihirin bilinen birçok
çeşitleri vardır; bunların her biri hakkında bilgi vermenin yeri burası
değildir. Şu kadar var ki, sihir ve büyüyü öğrenmek kesin bir şekilde
yasaklanmamıştır; çünkü o da bilgi alanlarından biridir. Her ilim ve
bilgiyi iyi ya da kötü gaye ile kullanmak mümkündür. Sihir öğrenip
uygulamanın dinî açıdan hükmü konusunda İslâm âlimleri arasında çeşitli
görüş ayrılıkları vardır. Ebû Hanîfe, İmam Mâlik ve Ahmed İbni Hanbel'e
göre bunun hakkında verilecek hüküm küfür olduğudur. Hanefî mezhebi
imamlarından bazılarına göre şerrinden korunmak için sihir
öğrenilebilir; bu küfür değildir. Fakat sihir yapmanın câiz olduğuna
veya fayda verdiğine inanmak küfürdür, demişlerdir. Sihir ve büyü yapan
kimselerin şer'î cezası ölümdür. Fakat kaç defa yapmakla veya
kendisine sihir yapılan kişinin ölmesi halinde mi öldürüleceği gibi
konulardaki ihtilâflar fıkıh kitaplarımızda yer alır. (Sihir konusunda
bilgi çin bk. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, I, 364- 373; Kâmil
Miras, Tecrîd Tercümesi, VIII, 224-235.) Hadis 1797-
وَعَنْ أبِي هُرَيْرَةَ رضي اللَّه عَنْهُ عَنِ النبيِّ صَلّى اللهُ
عَلَيْهِ وسَلَّم قَالَ : « اجْتَنِبُوا السَّبْعَ المُوبِقَاتِ »قَالُوا :
يَا رسُولَ اللَّهِ وَمَا هُنَّ ؟ قَالَ : « الشِّرْكُ بِاللَّهِ ،
السِّحْرُ ، وَقَتْلُ النَّفْسِ التي حرَّمَ اللَّه إلاَّ بِالْحَقِّ ،
وَأَكْلُ الرِّبَا ، وَأكْلُ مَالِ اليتيم ، والتَّوَلِّي يَوْمَ
الزَّحْفِ ، وقَذفُ المُحْصنَات المُؤمِناتِ الْغَافِلات » متفقٌ عليه . 1797. Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İnsanı helâke sürükleyen yedi şeyden sakınınız." Sahâbîler: – Yâ Resûlallah! Bu yedi şey nedir? diye sordular. Resûl-i Ekrem şöyle buyurdu: " 'a şirk koşmak, sihir ve büyü yapmak, – haklı olarak öldürülen müstesna- 'ın
öldürülmesini haram kıldığı bir insanı öldürmek, fâiz yemek, yetim
malı yemek, düşmana hücum sırasında harpten kaçmak, evli olup hiçbir
şeyden haberi olmayan namusuna düşkün müslüman kadınlara zina isnad
etmek." Buhârî, Vasâyâ 23, Tıb 48, Hudûd 44; Müslim, Îmân 145. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vesâyâ 10; Nesâî, Vesâyâ 12 Açıklamalar Benzer
birçok hadisin açıklamalarında ifade ettiğimiz gibi, büyük günahları
belirli bir sayıyla sınırlandırmak veya anılan sayıdan ibaret görmek
doğru değildir. Böyle sınırlandırmalar, şu yedi şey büyük
günahlardandır, anlamında kullanılmaktadır. Ancak çeşitli hadislerde
yedi, dört, üçgibi verilen rakamlar, o hadiste sayılanların hem büyük
günahların en başta gelenlerinden, en çirkinlerinden hem de en çok vuku
bulanlarından olduğu için öne çıkarılmış bulunanlardır. Bilindiği gibi
Teâlâ'nın yasak ettiği her şey büyük günahtır. Büyük günahların
belirtileri, o fiili işleyene şer'î bir ceza gerektirmesi, cehennem
azâbıyla tehdit olunmak, işleyene fâsık denilmesi ve yapanın lâneti hak
etmesidir. Hadiste
geçen büyük günahların mahiyetleri hakkında 1618 numaralı hadisin
açıklamasında derli toplu bilgi sunulmuştu. İmam Nevevî'nin hadisi
burada tekrar etmesinin sebebi, sihir ve büyünün büyük günahlar
arasında sayılmasıdır. Bununla ilgili yeterli bilgiyi ise konumuzun
başında yer alan âyet-i kerîmenin izahı vesilesiyle vermiş
bulunmaktayız. Hadisten Öğrendiklerimiz 1. Büyük günahlar helâk edicidir; çünkü dünyada cezalandırılmanın, âhirette de cehenneme girmenin sebebidir. 2. Büyük günahlar derece derecedir. Hadisimizde sayılanlar onların ilk sırasında yer alır. 3. Sihir ve büyü yapmak da haram kılınmış olan helâk edici büyük günahlardandır. 4. Büyük günahlar başta olmak üzere, her çeşit günahtan sakınmak gerekir. |
Yorumlar |
|

|
|
|
|
| |
2012 Bindallı Modelleri

Cuma yazısı... (cuma günü hakkında yazı)

Şems-i Tebrizi

Iftar Menüleri

Aşure günü aşure tatlısı yapmak bidat mıdır?

|
2012 Nihat hatipoðlu - Regaib Kandili Duasý

2012 kandil mesajları facebook resimli kandil kutlama tebrik kartları - 2012 regaip kandili e-kartlari

Facebook için Regaib Kandili mesajları

2012 Regaip Kandili Sms Mesajları - 2012 Regaip Kandili Mesajları

Bismillah...

|
|
|