Ana Sayfa Dini Filmler  Dini Hikayeler   Dini BiLgiLer  Dini Sohbet Odalari KLip İzLe Arama

..www.Dinisohbetodalari.Com... Türkiye'nin 1 numaraLı şehir özelliklerine göre islami sohbet etmenize imkan saglayan Dini Sohbet sitesine hoşgeLdiniZ...sitemiz islami sohbet , islami chat , dini sohbet , islam , dini chat , islamisohbet , chat , sohbet , islam chat , islam sohbet , islami çet , islami sohbetler , islami cet , islami sohpet , islami sohbet kanali , islami sohbet siteleri , islami chat odalari , islami , dini sohbetler , dinisohbet , islam odasi , islami site , islami siteler , dini sohbet odalari , islami sohbet odalari" gibi bir cok aramaya onculuk etmektedir....

islami Chat

   Ana Sayfa
   Dini Sohbet
  Peygamberler - Evliyalar
  Abdest - Gusul
  Aşka DaiR
  Cennet - Cehennem
  ÇocukLar için
  Cübbeli Ahmet Hoca
  Dantel Örgü - El İşleri
  Dini BiLgiLer
  Dini Filmler
  Dini Hazir Mesajlar
  Dini Hikayeler
  Dini Mirc Dökümanları
  Dini ResimLer
  Dini Ruya tabirleri
  Dini Siirler
  Dini Sohbet Odalari
  Dini Sohbetler
  Dualar
  E-kartlar
  Evlilik
  Ezan DinLe
  Facebook Duvar Yazıları
  Fikralar
  Galeri
  Güncel KonuLar
  Güzel Sözler
  HaYaTa DaiR
  iLahi Dinle
  ilahi sözleri
  islam da Kadin
  Kadın Giyim Takı Moda
  Kadınca
  Kuran-ı Kerim
  Mahrem Konular
  Mobilya
  Msn Bölümü
  Muziksiz iLahiler Dinle
  Namaz
  Nihat Hatipoğlu
  Ramazan ve Oruc
  ResimLi SiirLer
  sesLi şiirLer
  Yemek tarifleri
  ölum ve Kabir Hayati
  iletişim
 
sitemap

GogLe sitemap         

 *Sabır* Öyküler

 

Okunma

60
Facebookta Paylaş
“…Olur ki, hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayırlı olur Olur ki, sevip arzu ettiğiniz bir şey sizin için şer olur Doğrusunu Allah bilir, siz bilmezsiniz!” (Bakara, 216)

Uzun yıllardır bu sevinçli haberi bekliyordu Sanki ayakları yerden kesilmiş heyecanından uçuyordu Hemen beyine, annesine, ne bileyim, onun derdini yüklenen herkese bu müjdeli haberi vermeliydi Hızlı hızlı hastane merdivenlerinden indi Gördüğü herkese gülümsüyordu Kapıdaki dilenci çocuğa çıkarıp 20 milyon verdi Çocuk şaşkınlık içinde gözleri faltaşı gibi açılmış:
“-Bu çok değil mi abla?” diyebildi
Tebessüm ederek yolun karşısına geçti Bir taksiye binip doğruca beyinin dükkânına gitti İçeride müşteriler vardı Telaşla içeri girince beyi:
“-Ne oldu Hatice?!” dedi Hatice:
“-Seninle çok önemli bir konuyu konuşmam lâzım Burada olmaz!” deyince, beyi merak içinde onu bir çay bahçesine götürdü Hatice hanım, beyini sakinleştirmeye çalışırken kendi içi içine sığmıyordu:
“-Muratçığım, sâkin ol şimdi, sana bir haberim var! Duyunca lütfen heyecanlanıp bağırma!” Beyi daha bir meraklanmış ve:
“-Hadi ne olduğunu anlatmayacak mısın?” deyince, Hatice hanım, sırrını beyinin kulağına fısıldadı
“-Hâmileyim!”
Beyi önce duraksadı, sonra:
“-Allah'ım, Sana şükürler olsun!” diye bağırmaya başladı Âdetâ çocuklar gibiydi, yerinde duramıyordu Bütün gücüyle çığlık atmak ve “baba” olduğunu bütün dünyaya ilân etmek istiyordu Herkes başlarını çevirmiş tebessümle onları izliyordu
Murat bey:
“-Hatice, ben bile unuttum, kaç yıldır bu bebeğin yolunu gözlüyoruz!” dedi
“-10 yıldır, Murat'ım, 10 yıldır!” dedi Hatice hanım
Murat bey, annesine, akrabalarına telefon açıyor; Hatice hanım da sevinç gözyaşlarıyla onu seyrediyordu…
Sanki evliliklerinin en güzel günlerini geçiriyordu Hatice… Ne istese ânında oluyordu Kahvaltısı yatağına geliyor, bir dediği iki edilmiyordu Hem şaşkın, hem de sevinç içindeydi
Kayınvâlidesiyle de problemleri sanki bir anda bitmiş, ana-kız gibi olmuşlardı


* * *


Hamileliğin üçüncü ayında, doktor, ultrasonla bebeği inceliyordu Birden yüzü değişti Hatice'nin kalbinin atışı değişmiş, bakışını doktorun mimiklerine odaklamıştı
Doktor sıkıntıyla Murat beyi de çağırdı Hatice'yle beyi çok korkmuşlardı Neler oluyordu Doktor:
“-Sizi üzmek istemem, ama gerçekleri söylemem gerekiyor Bu çocuğun beyninde bir tümör var Doğarsa zekâ özürlü olacak İsterseniz hemen kürtaj yapalım, isterseniz bir hafta düşünün Sonra karar verirsiniz” dedi
Hatice olduğu yere yıkıldı Beyi ise o kadar şaşkındı ki, gözü Hatice'yi bile görmüyordu Sevinç yumağı olan evleri bir anda mâtem ocağına dönmüştü Kimsenin ağzını bıçak açmıyordu
Haberi, yavaş yavaş bütün akrabaları duydu Herkes akıl vermeye başladı
“-Nasıl uğraşacaksın onunla Biz, akıllı çocukla bile baş edemiyoruz, aldır gitsin!” diyenler bir tarafta…
“-Müftüye danış, günah!” diyenler, “Onunla her gün uğraşırken tahammül edemez, sonunda sert davranmaya başlarsın O zaman her gün vicdanının kâtili olacağına, bir kere aldır, bir kere kâtil ol!” diyenler…


* * *


Artık kimseyle görüşüp konuşmak istemiyorlardı İşin garip tarafı, eskisi gibi birbirleriyle de konuşmuyorlardı
Murat bey:
“-Hatice, kararı çabuk vermemiz lâzım!” deyince, Hatice hanım:
“-Ne yapalım?” dedi Murat bey:
“-Bence kürtaj! Allah, sonra tekrar verir!” dedi Hatice bu cevaptan irkilmişti:
“-Yani evlat kâtili mi olacağız?” diyebildi Beyi:
“-Ama zekâ özürlü olacak, nasıl bakarız? Elâlemin içine nasıl çıkarız? Nasıl «bu çocuğumuz!» deriz” diye cevap verdi Hatice büyük bir kararlılıkla:
“-Hayır, ben bu çocuğu yıllardır Allah'tan diliyorum Şimdi verdi ve bizi imtihan ediyor Murat'ım, ne olur aldırmayalım!” dedi
“-Hatice, ben zekâ özürlü bir çocuk istemiyorum!”
“-Allah'ın sana verdiğine râzı değil misin? Hatırlasana ne kadar sevinmiştin baba olacağına!”
Murat susuyordu Hatice gözyaşlarıyla devam etti:
“-Belki akıllı olsa hayırsız olacaktı, o zaman, «Keşke akılsız olsa da hayırsız olmasa!» derdik Kimbilir belki bu bizim için hayırlıdır Ne olur, evlad kâtili olmayalım!”


* * *


Hatice hanım, bütün gece duâ etti, ağladı Rabbine sığındı:
“Rabbim! Ne olur nefsime uydurma! Başkalarının sözüne bakıp da kâtil olmama izin verme! Dayanma gücü ver Şifâ ancak Sen'de!”
Sabah olunca Murat Bey:
“-Eğer çocuğu aldırmazsan senden ayrılırım!” diyerek Hatice'nin dünyasını bir kez daha başına yıkmıştı
Hatice hanımın bir karşılık vermesini beklemeden kapıyı çarpıp çıkan Murat bey, arabasına bindi ve kontağı çevirmeye başlamadan önce düşüncelere daldı:
“Ben senden ayrılamam Hatice, ayrılamam Ama senden bu çocuğu aldırmanı istiyorum Aldırmıyorsun!” diye söylendi


* * *


Hatice eşyalarını topladı, annesinin evine gitti Olanları annesine anlattı Annesi Hatice'ye kızıp:
“-Beyin haklı, sen çocuk hasretiyle ne istediğini bilmiyorsun!” diye çıkıştı
Onları, sessiz köşesinde Kur'ân okuyan Şefika nine dinliyordu Annesi mutfağa gidince Hatice'yi yanına çağırdı Hatice'nin başını kucağına yaslayıp:
“-Kızım, canı veren Allah'tır Almak da O'nun hakkıdır Korkma! Allah kimseye gücünün yetmeyeceği yükü yüklemez Demek, sen bunu kaldıracaksın ki, sana veriyor Belki rızası bunda gizlidir Sabret ve kâtil olma!” dedi
Hatice kararını verdi Doktoruna gitti:
“-Yavrumu doğurmak istersem, benim sağlığıma bir zararı olur mu, doktor hanım?” diye sordu Doktor:
“-Hayır, hâmileliğin normal, anormal olan çocuk!” dedi
“-O zaman aldıramam!” dedi ve geri döndü
Beyine telefon açıp, kesinlikle çocuğu doğuracağını, Allah katında sorumlu olmaktan korktuğunu söyledi ve “Ben kaderime râzıyım!” diyerek telefonu kapattı
Beyi telefonda duyduklarından sonra yaptığına pişman olmuş ve başkalarının dediklerine kulaklarını tıkayarak, vicdanın sesini dinlemeye karar vermişti O akşam Hatice'nin yanına gitti, bir demet kırmızı gül yaptırmış, güllerin üstüne de küçük bir not eklettirmişti:
“Ben de kaderime râzıyım!”


* * *


Sevinçle evlerine döndüler Korkuyla geçen altı ay sonra doğum zamanı gelmiş çatmıştı Hem üzgün, hem sevinçli, hem buruk… bütün zıt duyguları beraber yudumluyorlardı sanki
Dört saatlik bir beklemeden sonra bebeğin ağlaması koridorda duyuldu Murat Bey olduğu yere çöktü Ellerini açtı ve:
“-Rabbim sevgisini de, sabrını da ver İsyân ettirme!” diye duâ etti
Bu sırada yanına kadar gelmiş olan hemşirenin sesiyle irkildi:
“-Müjde oğlunuz oldu!”
İki eliyle gözyaşını sildi Bebeği kucağına aldı Bir anda sıcacık bir sevgi seli aktı kalbine, öptü kokladı
“-Hoş geldin Sabri!” diye mırıldandı Bir anda ağzından çıkan bu isim, onu korkuttu “Evet, adı Sabri!” dedi
Ertesi gün bebeğin tahlilleri yapıldı Doktor, tedirginlikle bekleyen anne-babanın yanına giderek sevinçle:
“-Müjde, bebeğiniz çok sağlıklı! Sandığımız gibi zekâ özrü yokmuş!” dedi
Odadaki herkes sevinç gözyaşları döküyordu Murat bey, kendisinden utandı
“-Rabbim beni affet, affet!” diye ağlamaya başladı Hatice'ye döndü:
“-Eğer senin îmân kuvvetin ve kararlılığın olmasaydı, şimdi bir evlad kâtili olacaktım Sen de beni affet!” dedi


* * *


“Allah her şahsı ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef kılar Herkesin kazandığı (hayır) kendine, yapacağı (şer) de kendinedir Rabbimiz! Unutursak veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme! Ey Rabbimiz, bize gücümüzün yetmediği işler de yükleme! Bizi affet! Bizi bağışla! Bize acı sen bizim Mevlâmızsın Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!” (Bakara, 286)
Halime Demireşik
  Yorumlar

Yeni nick:
Kanal adı:
Sifre:
Sifre ve email:


 
Abdurrahman Önül - Hz Hamza - 2011 Sahur Özel


ilyas Keçeci - Arayı Arayı


Sathın Yeni 2012 Model Saatler


renkli dantel bohça örnekleri


modern banyo modeller - 2012 harika banyo dekorasyonu - şık banyo dekorasyonu


2012 Nihat hatipoðlu - Regaib Kandili Duasý


2012 kandil mesajları facebook resimli kandil kutlama tebrik kartları - 2012 regaip kandili e-kartlari


Facebook için Regaib Kandili mesajları


2012 Regaip Kandili Sms Mesajları - 2012 Regaip Kandili Mesajları


Bismillah...


Dinisohbetodalari.com olarak islami sohbet - islami chat - dini sohbet - dini chat - islamisohbet - Dini chat odalari - islami cet - islami sohbet siteleri - dini cet - dini Sohbet Kanali - dini chat Kanali - dini chat odasi - dini sohbet odalari - dini site - dinisohbet - islami sohbet odalari gibi aramalar üzerine hizmet vermekteyiz

ilahi dinle  |  Dini sohbet  |  ilahi dinle ilahiler ilahi dinle ilahi dinle ilahi dinle ilahi dinle Dini Sohbet  |  islami sohbet  |  islami sohbet  |  islami chat Dini sohbet  |  islami sohbet odalari ilahi dinle

Copyright © 2011 Tüm Hakları Saklıdır Dinisohbetodalari.com

Desing By eFe