Ana Sayfa Dini Filmler  Dini Hikayeler   Dini BiLgiLer  Dini Sohbet Odalari KLip İzLe Arama

..www.Dinisohbetodalari.Com... Türkiye'nin 1 numaraLı şehir özelliklerine göre islami sohbet etmenize imkan saglayan Dini Sohbet sitesine hoşgeLdiniZ...sitemiz islami sohbet , islami chat , dini sohbet , islam , dini chat , islamisohbet , chat , sohbet , islam chat , islam sohbet , islami çet , islami sohbetler , islami cet , islami sohpet , islami sohbet kanali , islami sohbet siteleri , islami chat odalari , islami , dini sohbetler , dinisohbet , islam odasi , islami site , islami siteler , dini sohbet odalari , islami sohbet odalari" gibi bir cok aramaya onculuk etmektedir....

islami Chat

   Ana Sayfa
   Dini Sohbet
  Peygamberler - Evliyalar
  Abdest - Gusul
  Aşka DaiR
  Cennet - Cehennem
  ÇocukLar için
  Cübbeli Ahmet Hoca
  Dantel Örgü - El İşleri
  Dini BiLgiLer
  Dini Filmler
  Dini Hazir Mesajlar
  Dini Hikayeler
  Dini Mirc Dökümanları
  Dini ResimLer
  Dini Ruya tabirleri
  Dini Siirler
  Dini Sohbet Odalari
  Dini Sohbetler
  Dualar
  E-kartlar
  Evlilik
  Ezan DinLe
  Facebook Duvar Yazıları
  Fikralar
  Galeri
  Güncel KonuLar
  Güzel Sözler
  HaYaTa DaiR
  iLahi Dinle
  ilahi sözleri
  islam da Kadin
  Kadın Giyim Takı Moda
  Kadınca
  Kuran-ı Kerim
  Mahrem Konular
  Mobilya
  Msn Bölümü
  Muziksiz iLahiler Dinle
  Namaz
  Nihat Hatipoğlu
  Ramazan ve Oruc
  ResimLi SiirLer
  sesLi şiirLer
  Yemek tarifleri
  ölum ve Kabir Hayati
  iletişim
 
sitemap

GogLe sitemap         

 Durmadan tevbesini bozan birisi ne yapmalıdır?

 

Okunma

56
Facebookta Paylaş

Durmadan tevbesini bozan birisi ne yapmalıdır?
Tekrar tekrar tevbeden dönmek, âhiret hayatını karartacak bir âfettir. Bu nevî tevbeye muhtaç tevbelerden Allâh’a sığınmak gerekir.
Tevbenin birtakım kabul şartları vardır:

1. Samîmî bir nedâmet (pişmanlık).

Hepimiz bir imtihan dünyasındayız. Yarın Cenâb-ı Hakk’ın huzûruna hesap vermeye gideceğiz. Önümüzde ya cennet ya da cehennem olacak. Tekrar dünyaya dönmeye bir imkân da bulunmayacak. Cenâb-ı Hak Kur’ân-ı Kerîm’de, âhirette yaşanacak acıklı manzaralardan haber vererek bizleri şöyle îkaz ediyor:
“Onlar orada (yani cehennemde): «Rabbimiz! Bizi çıkar, (önce) yaptığımızın yerine sâlih ameller işleyelim!» diye feryat ederler. Size düşünecek kimsenin düşünebileceği kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarıcı da gelmedi mi? (Niçin inanmadınız?) Şimdi tadın (azâbı)! Zâlimlerin yardımcısı yoktur.” (Fâtır, 37)
İşte bu müşkil duruma düşmekten kurtulmamız için, Rabbimiz bizden samimî ve dürüst bir kulluk istiyor.
Fânî dostluklarda bile samîmiyet aranır. Hiç kimse riyâkârlığa, ikiyüzlülüğe muhatap olmaktan hoşlanmaz. Herkes dürüst ve samîmî insanı sever. Cenâb-ı Hak da her şeyde olduğu gibi tevbede de dürüstlük istiyor ve:
“Ey îman edenler! Nasûh (tam bir sıdk ve ihlâs ile) tevbe ederek Allâh’a dönün…” (et-Tahrîm, 8) buyuruyor.
“Günahtan tevbe, nedâmet ve istiğfardan ibârettir.” (Ahmed bin Hanbel, VI, 264) hadîs-i şerîfinden de anlaşılacağı üzere gerçek bir tevbe, derin bir pişmanlıkla başlamalı; günah kirleri samimî gözyaşlarıyla temizlenmelidir. Zîrâ bazen bir günah, affı için bin gözyaşı ister; bazen de bir damla samimî gözyaşı, bin günahı temizler.
Günahları yıkayıp temizleyen gözyaşı; ilâhî muhabbet bağına girenler için bir tevbe pı-narıdır, Hakk’ın ümit dergâhıdır. Bütün ümitlerin kesildiği anda bu dergâhın eşiğinde ağla-yabilenler, gerçek bahtiyarlardır. Bu hakikati Hazret-i Mevlânâ ne güzel dile getirir:
“Nedâmet ateşiyle dolu bir gönülle ve nemli gözlerle duâ ve tevbe et! Zîrâ çiçekler, gü-neşli ve nemli yerlerde açar!”

2. İşlenen günahlardan nefret etmek ve onlara geri dönmeyi ateşe girmek kadar fecî görmek.

Tevbe, ya küfürden ya da günahtan olur. Küfürden tevbe edip îman edenin tevbesi, ke-sinlikle makbuldür ve bu tevbe daha önceki bütün günahları siler. Günahtan tevbe edenin tevbesi ise, samimiyet ve pişmanlıkla yapıldığı takdirde makbuldür. Bunun şartı da, kulun tekrar o günaha dönmemesi, hattâ o günaha sevk edebilecek vasıtalara bile yaklaşmamasıdır.

3. Tevbeyi sâlih amellerle desteklemek.
Kalbe intikal eden samimî bir tevbenin, davranışlar üzerinde de müsbet tesirleri olur. Ayrıca sâlih ameller, işlenen günahlardan nedâmetle bir nevî hatayı telâfî etme gayretidir.

4. Tevbenin, Allâh’ın kabûlüne muhtaç olduğunu unutmamak.
Bütün duâlarımız, hayır-hasenâtımız ve sâlih amel zannettiklerimiz gibi, tevbelerimizin de Allâh’ın kabûlüne muhtaç olduğu muhakkaktır. Yani Rabbimize karşı dâimâ havf ve recâ (korku ve ümit) ile dengelenen bir kalbî kıvam içinde bulunmamız şarttır. Mü’min, ne amel-lerinin kabûl olacağı husûsunda kendini emniyette hisseder, ne de amellerinin kabul olmaya-cağı düşüncesiyle ümitsizliğe kapılır.

5. Tevbede ümitsiz olmamak.
Camiu’s-Sağîr adlı hadîs kitabında; insanların amellerini yazan meleklerden günahları kaydeden meleğin, günah işlendikten altı saat sonra yazdığı, bu mühlet içinde belki tevbe eder diye beklediği belirtilmektedir. Bu sebeple: “Tevbemde duramıyorum, yine günah işli-yorum; bu yüzden tevbe etmeyeyim!” dememeli, dâimâ istiğfarda bulunmalıdır. Zîrâ Allah lutfeder de bir daha tevbe bozulmaz.

6. Tevbeyi ertelememek.
“Ben nasıl olsa gencim, daha önümde uzun yıllar var, daha sonra tevbe edip hâlimi ıslah ederim, Allah affeder…” deyip ibâdetleri, sâlih amelleri ve tevbeyi sonraya ertelemek, büyük bir gaflettir. Cenâb-ı Hak biz kullarını bu hatâya düşmekten şöyle îkaz buyurur:
“…Sakın şeytan, Allâh’ın affına güvendirerek sizi kandırmasın.” (Lokmân, 33)
Şeytana uyarak tevbeyi sürekli ertelemenin ne büyük bir gaflet olduğunu şu kıssa ne güzel îzah eder:
Bir terzi, sâlihlerden bir zâta:
“–Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in; «Allah Teâlâ, kulunun tevbesini, canı boğazına gelmediği müddetçe kabul eder.» (Tir¬mizî, Deavât, 98) hadîs-i şerîfi hakkında ne buyurursunuz?” diye suâl eder.
O zât da sorar:
“–Evet, böyledir. Fakat senin mesleğin nedir?”
“–Terziyim, elbise dikerim.”
“–Terzilikte en kolay şey nedir?”
“–Makası tutup kumaşı kesmektir.”
“–Kaç seneden beri bu işi yaparsın?”
“–Otuz seneden beri.”
“–Canın gırtlağına geldiği zaman, kumaş kesebilir misin?”
“–Hayır, kesemem.”
“–Ey terzi! Otuz senedir kolayca yaptığın bir işi, o zaman yapamazsan, ömründe hiç yapmadığın tevbeyi o an nasıl yapabilirsin? Bugün gücün yerinde iken tevbe eyle! Yoksa son nefeste istiğfar ve hüsn-i hâtime nasip olmayabilir. Sen hiç; «Ölüm gelmeden evvel tevbe etmekte acele ediniz!» (Münâvî, Feyzü’l-Kadîr, V, 65) sözünü işitmedin mi?..”
Kıssadan da anlaşılacağı üzere kulların önünde binbir türlü dünya imtihanı vardır ve bunların en tehlikelisi de samîmî tevbeyi sonraya bırakmaktır.
Ölüm ânı gelip çattığında; hayata imtihan sırrını veren, gözler önündeki gaflet perdeleri birer birer kalkar. O an hakîkat bütün netliğiyle ayan-beyan görünür. Fakat artık çok geçtir. Hayata geri dönebilmek için tutunacak tek bir ümit dalı kalmayan birinin tevbesi, yeis / ümit-sizlik hâlinde bir tevbe olacağından hiçbir kıymeti yoktur. Tıpkı Firavun’un son nefesinde hakikati anlayıp secdeye kapanarak tevbeye yönelmesi gibi…
Allah Teâlâ’nın murâdı üzere ölümün bizlere nerede, ne zaman ve nasıl geleceği meç-huldür. Bu sebeple gönüllerin; “Ölmeden evvel ölünüz!” sırrıyla yoğrulması ve her an Rabbine kavuşmaya hazır bulunması zarûrîdir. Aksi hâlde son nefes; “Eyvah nereye böyle!” fer-yatlarıyla dolu bir hüsran olur. Âyet-i kerîmede buyrulur:
“Ölüm sarhoşluğu gerçekten gelir de; «İşte (ey insan) bu, senin öteden beri kaçtığın şeydir!» denir.” (Kâf, 19)
Bu bakımdan dâimâ uyanık bir gönül sahibi olmalıyız. Meselâ bir cenâze gördüğümüz-de;
“–O tabutun içindeki ben de olabilirdim…”
Bir trafik kazası gördüğümüzde;
“–Ben de o kazanın içinde bulunabilirdim…”
Bir kabristanı ziyâret ettiğimizde, her yaştan âhirete intikal etmiş mevtâlara âit kabirleri gördüğümüzde:
“–Bu kabirlerden birinde ben de olabilirdim...” diye düşünerek gafletten sakınmalıyız.
İmam Gazâlî Hazretleri, her sabah şu şekilde bir nefs muhâsebesinde bulunmayı öğütler:
“Bu başlayan gün, yeni bir gündür. Allah Teâlâ bu gün de bana müsâade ederek ikramda bulundu. Eğer beni öldürseydi, elbette bir günlüğüne de olsa geri gönderilip burada devamlı sâlih ameller ve çeşitli hayırlarda bulunmayı temennî edecektim. Şimdi kabul et ki öldürüldün ve geri çevrildin. O hâlde bugün günah ve mâsıyete katiyyen yaklaşma ve sakın ola ki bu günün bir ânını bile boşa geçirme. Zîrâ her nefes, paha biçilemeyen bir nîmettir.”
Rabbimiz cümlemizi tevbe hususunda gaflete düşmekten muhafaza buyursun! Aşk, vecd ve samimî gözyaşlarıyla ilâhî rahmet ve mağfiretine nâil eylesin!
Âmîn!..

Genç Dergisi

  Yorumlar

Yeni nick:
Kanal adı:
Sifre:
Sifre ve email:


 
Bershka 2011 Sonbahar Mont Modelleri


Nikah Elbiseleri


Yağmurun sesini açmakla


en güzel tek omuzlu elbiseler


2011 Ramazan Ayı 1. Günün Programı-Ramanazın 1. gününün Hadisi


2012 Nihat hatipoðlu - Regaib Kandili Duasý


2012 kandil mesajları facebook resimli kandil kutlama tebrik kartları - 2012 regaip kandili e-kartlari


Facebook için Regaib Kandili mesajları


2012 Regaip Kandili Sms Mesajları - 2012 Regaip Kandili Mesajları


Bismillah...


Dinisohbetodalari.com olarak islami sohbet - islami chat - dini sohbet - dini chat - islamisohbet - Dini chat odalari - islami cet - islami sohbet siteleri - dini cet - dini Sohbet Kanali - dini chat Kanali - dini chat odasi - dini sohbet odalari - dini site - dinisohbet - islami sohbet odalari gibi aramalar üzerine hizmet vermekteyiz

ilahi dinle  |  Dini sohbet  |  ilahi dinle ilahiler ilahi dinle ilahi dinle ilahi dinle ilahi dinle Dini Sohbet  |  islami sohbet  |  islami sohbet  |  islami chat Dini sohbet  |  islami sohbet odalari ilahi dinle

Copyright © 2011 Tüm Hakları Saklıdır Dinisohbetodalari.com

Desing By eFe